Okyanusa açılan bir liman

  • 1/5/2008 - La- Tahzen/ Üzülme
  • Kategori: Tefekkur

    La- Tahzen/ Üzülme

    Unutma saadet bir tür yolculuktur, bir istasyon değil. Mutlu olmak için yaşadığın andan başka bir zaman dilimi arama.

    La- Tahzen/ Üzülme

    Üzülme, çünkü üzüntü tertemiz suyu sana kirli, gül bahçesini çöl gösterir. Hayatını sana zindan eder.

    La- Tahzen/ Üzülme

    Çünkü, sıkıntı ve iptilalar müminin sermayesidir, olgunluğuna sebeptir. Dünyanın kadrü kıymete değmediğini anlamaya vesiledir.

    İmreneceksen Onların

    Mutluluğuna İmren

    İmreneceksen;

    Temizlenmek için malını hayra veren en muttekî (Allah’a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır.” ayetindeki müjdeye nail olan Hz. Ebubekir (r.a.)’e imren.

    İmreneceksen; Hz. Ömer (r.a)’e imren.

    Allah Resulü onun için;

    Cennette beyaz bir saray gördüm. Kimin bu saray diye sordum. Ömer ibn Hattab’a aittir” dediler.” buyuruyor.

    İmreneceksen Efendimizin:

    - “Ey Allah’ım! Sen onu Sırat’tan sağ-salim geçir!” duasını almış Hz. Osman (r.a)’e imren.

    İmreneceksen Efendimizin:

    - “O, Allah'ı ve Resulünü sever; Allah ve Resulü de onu sever." hadisindeki övgüye nail olan Hz. Ali’ye imren.

    İmreneceksen:

    -Genç yaşta şehit olup cenazesini meleklerin yıkadığı Hanzala (r.a.)’ya imren.

    İmreneceksen;

    - Kendisine sema kapıları açılan ve arşı titreten Hz. Sa’d Bin Muaz (r.a.)’ya imren.

    Sahabe-i Kiram

    Mutluluğu Nasıl Yakalamıştı?

    Allah Resulü (s.a.) gibi onun sevgili dostları sahabe-i kiram da dünyalık anlamında bugün en mütevazı imkanlara sahip olanımızdan dahi çok daha azına sahip idiler. Hayatımızı kolaylaştıran teknolojik imkana ve konfora sahip değildiler. Hiç birimizin yaşamadığı kadar zor, meşakkatli günler yaşadılar. İşkenceye maruz kaldılar. Evlerinden yurtlarından edildiler. Ancak onca olumsuzluğa, meşakkate rağmen bugünkü en müreffeh toplumlardan çok daha huzurlu ve mutlu bir hayatları vardı.

    Peki sıkıntılarına rağmen onları böylesine mutlu kılan şey neydi?

    Mutluydular; çünkü onların mutluluk kriterleri farklıydı.

    Mutluydular, çünkü onlar Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmayı öğrenmişlerdi.

    Mutluydular, çünkü onların servetleri Kur’an-ı Azimüşşan ve Efendimizdi.

    Mutluydular, çünkü onlar iki cihan için mutluluk getiren Allah Resulünü çok sevmiştiler...

    Mutluydular, çünkü Allah Resulü onların kalbine mutluluk iksiri boşaltmıştı…

    Mutluydular, çünkü O’nun getirdiği ilahi mesajı hayatlarının her safhasına taşımıştılar.

    Mutluydular, çünkü gerçek huzurun mal, mülk, makamla elde edilemeyeceğini öğrenmiştiler.

    Mutluydular, çünkü en büyük sermayeleri kanaatti, tevekküldü, sabr-ı cemildi.

    Mutluydular çünkü O’dan (s.a) öğrendikleri mutluluk yolunu öylesine özümsemiştiler ki O’na uymak için çektikleri her türlü zorluğa, eziyete hiç aldırış etmediler.

    Mutluydular, çünkü onlar İlay-i Kelimetullah’ın ne anlama geldiğini çok iyi öğrenmiştiler o uğurda çektikleri sıkıntıları hiçbir zaman hissetmediler.

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 25/4/2008 - AFFEDİCİ OLMAK
  • Kategori: Tefekkur

    AFFEDİCİ OLMAK

     

    Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de tavsiye edilen güzel ahlak esaslarından biri de affedici olmaktır. Bilindiği gibi affetmek, insanlara olumsuz, haksız, kötü davranışlarına karşı gücü yettiği halde misilleme yapmayıp, suçluyu bağışlamaktır. Bu davranış, nefse ağır gelse de Kur’ân-ı Kerim’de takva sahiplerinin sıfatları ve cennete götüren ameller arasında zikredilmektedir: Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcarlar; öfkelerini yenerler, insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever”.[Al-i İmran, 3/134] Sevgili peygamberimiz (s.a.v) de öfkeye hakim olmayı, gerçek kahramanlık olarak tanımlar: Yiğit dediğin güreşte rakibini yenen kimse değildir. Asıl yiğit kızdığı zaman öfkesini yenebilendir”. [Buhari, Edeb, 76]

    Beşeri münasebetlerin temeli karşılıklı sevgi ve saygıdır. Bu güzel hasletlerin olmadığı yerde tartışma, kin, kavga ve husumet her zaman mümkündür. Çok basit diyebileceğimiz sebeplerden dolayı intikam alma duygusuyla insanlarımız zaman zaman birbirini kırıp incitmekte, hatta düşmanlıklara kadar gidebilmektedir. Halbuki affetmenin vereceği mutluluklar, intikam almanın vereceği hazdan hem daha kalıcı hem de sonucu itibariyle daha hayırlıdır. Tecrübeyle sabittir ki, “öfkeyle kalkan zararla oturur”.

    Öfke ve intikamda ısrar etmek kişiyi sürekli huzursuz edeceği gibi, beden ve ruh sağlığı açısından da ciddi olumsuzluklara sebep olmaktadır. Bir anlık öfkeyle, sevdiklerimizi kırdığımız, dostlarımızı kaybettiğimiz, sonra da pişman olduğumuz anlar çok olmuştur. Çünkü “öfke gelir göz kararır, öfke gider yüz kızarır.”

    Kimi insanlar affetmekle mağlup olduğunu ve onurunun incindiğini düşünebilir. Halbuki affetmek zilleti kabul etmek değil, aksine şerefli olmayı başarmaktır. Zira Allah Rasulü (s.a.v.) şöyle buyurur: Uğradığı haksızlığa sabredenin Allah şerefini artırır”.[Ebu Davud, Edeb 4]

    Affetmenin de elbet bir sınırı ve ölçüsü vardır. Allah ve Rasulünün teşvik ettiği affedicilik de yalnızca kişisel haklarımıza yönelik kötülüklerle ilgilidir. Zira yapılan her kötülüğü mâzur görmek, bazen daha kötü sonuçlara yol açabilir. Dolayısıyla bizler yalnızca şahsımız ve dünyevi menfaatlerimize karşı yapılan kötülükleri affedebiliriz. Buna karşılık dinî ve millî değerlerimiz, birliğimiz ve dirliğimiz ile insanlığa karşı yapılan kötülükler karşısında son derece duyarlı olmak hayatî önem taşımaktadır. Bu gibi durumlarda dinimizin gereği olan emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker görevi yerine getirilmelidir.

    Neticede hepimiz nefis sahibiyiz. Şahsımıza karşı yapılan bir kötülüğü affetmek, hem de gönülden affedebilmek kolay değildir. Bununla birlikte, huzurlu bir hayatı yaşayabilmek için bu olgunluğa erişmek zorundayız. Zira Allah’ın affına mazhar olmanın bir yolu da, başkalarını affedebilmektir. Bu aynı zamanda Rasulullah (s.a.v)’in ahlakıdır. Yüce Rabbimiz bu hususta Rasulullah (s.a.v)’a hitaben şöyle buyurur: Sen af yolunu tut. İyiliği emret, cahillerden yüz çevir!”. [Araf,7/199] Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bu yüce hitaba uyarak, kendisine karşı yapılan kötü muameleler karşısında intikam almak, beddua etmek yerine şöyle dua etmiştir:Allah’ım, halkımı bağışla, çünkü onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar”. [ Ebu Davud, Edeb 4]

    Affedici olabilmek sevgi, merhamet, sabır ve hilim gibi güzel ahlakın bir göstergesidir. Bizler Rabbimizin rızasını, dünya ve âhiret mutluluğunu arzu eden müminler olarak önce affedilmeyi gerektirecek yanlışlıklardan uzak duracağız. Şahsımıza karşı yapılan üzücü ve kırıcı davranışlar karşısında da, karşılığını Allah’tan bekleyerek, affetmeyi bileceğiz. Allah cümlemize affeden bir gönül versin; kendi affını nasip eylesin.

     

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 9/4/2008 - 30 yıldır ateisttim artık Tanrı’ya inanıyorum
  • Kategori: Tefekkur

    '30 yıldır ateisttim artık Tanrı’ya inanıyorum'

    İnsanın DNA şifresini çözerek bilim tarihine geçen ve 30 yıldır ateist olduğunu söyleyen Francis Collins, Laboratuvarda çalışırken Tanrı’nın varlığını hissettimdedi

     

    Dünyanın en büyük genetik uzmanlarından biri olarak gösterilen ve sekiz yıl önce çalışma arkadaşı Craig Venter’le birlikte insan DNA’sının şifresini çözerek büyük şöhret yakalayan Dr. Francis Collins, “imana geldi.”

    Venter, bilim dünyasında büyük ses getiren buluşlarının ardından çalışmalarını ilerleterek, laboratuvarda “yapay canlı” üretmeye çalışırken, Collins ise yeni kitabıyla bilim ve din arasında yeni bir tartışma yaratacak gibi gözüküyor. Eylül’de piyasaya çıkaracağı “Tanrı’nın Dili” adlı kitabıyla ilgili İngiliz The Times gazetesine konuşan 56 yaşındaki Collins, 30 yıl öncesine kadar ateist olduğunu ancak artık Tanrı’ya inandığını söyleyerek, “Tanrı’nın var olduğuna dair rasyonel bir temel var ve bilimsel gelişmeler insanı Tanrı’ya daha da yaklaştırıyor” dedi. Amerikalı bilim adamı artık mucizelere ve meleklere inandığını belirterek, “Laboratuvarda çalışırken Tanrı’yı hissettim. Kesinlikle bizden daha büyük bir güç var ve ben ona inanıyorum. DNA’nın şifresini çözmek beni Tanrı’ya biraz daha yakınlaştırdı. Hastalıktan kırılan insanlar gördüm. Bilim onlardan umudunu kesmişti. Ama mucizevi olarak hayata döndüklerini gördüm. Bu da Tanrı’nın işidir” diye konuştu. İnsan genini çözmenin de kendisine Tanrı’nın eserini görme fırsatı verdiğini söyleyen Collins, “Önemli bir buluş yaptığınızda o bilimsel coşku anını yaşarsınız, çünkü onu araştırmış ve keşfetmişsinizdir. Keşfettiğim şey öyle bir şeydi ki, bu bilgiye daha önce hiçbir insan sahip olamamıştı. Fakat Tanrı onu her zaman biliyordu” dedi.

    TARİHE GEÇTİLER

    İnsan vücudunun genetik kodları olan DNA’nın şifresini çözen iki bilim adamı, bu çalışmalarıyla bilim tarihine geçmişlerdi. DNA’nın dizilimi ve kodlarının çözülmesi dönemin ABD Başkanı Bill Clinton ve İngiltere Başbakanı Tony Blair’in eş zamanlı açıklamalarıyla dünyaya duyurulmuştu.

    Vatan

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 15/3/2008 - Matematikle Allah'ın varlığını ispatladı
  • Kategori: Tefekkur
    Matematikle Allah'ın varlığını ispatladı  

    Polonyalı bilim adamı, matematik ile Allah'ın varlığını ispatladı. Heller, bu ispatı ile dünyanın en pahalı ödülünü BM'de bir törenle aldı.

    Polonyalı Katolik rahip ve aynı zamanda usta bir matematikçi olan Prof. Dr. Michael Heller, dünyanın en yüksek miktarlı akademik ödülünü Allah'ın varlığını Matematikle ispatladığından dolay kazandı.
    TimeTurk'ün haberine göre, John Templeton Kuruluşunun kurucusu John Templeton, “Heller'in derin araştırmaları dini kavramlara ve bilim alanına yeni ufuklar açmıştır” dedi. Kurum, Heller'i kosmoloji ve filozofi ile matematik ve metafizik alanlarında üstlenmiş olduğu görev çizgisinden dolayı bu prestijli ödüle layık gördü.

    Birleşmiş Milletler (BM)'nin New York'taki binasında yapılan ödül töreninde, ömrünün 40 yılını din ve bilimin uzlaşmasına adayan 72 yaşındaki Heller'e bu ödülün “manevi gerçeklerle alakalı araştırma ve keşfetme çalışmalarındaki ilerlemelerden” dolayı bu ödülün verildiği belirtildi.

    Şu ana kadar bilim ve teoloji alanında 30 kitabı ve 400 akademik yazısı olan Heller, Cracow'da Pontifical Academy of Theology'de profesör olarak görev yapıyor.

    Prof. Dr. Heller, “kâinatın bir başlangıcı olduğuna göre, bir yaratıcısı olmalıdır ve bu yaratma eylemi uzay ve zaman dışında gerçekleşmiştir. Kâinatın yaradılış nedenini soracak olursak, matematik kurallarının nedenlerini sorgulamak zorundayız. Bunu yaptığımızda da tekrardan Allah'ın kâinatı yaratma düşüncesine varıyoruz. Asıl sor ortaya söyle çıkıyor; hiçbir şey olmamaktansa neden bir şeyler var? Bu soruyu sorduğumuzda tüm diğer nedenler gibi bir nedeni sorgulamış olmuyoruz. Tüm muhtemel nedenlerin kökünü sorgulamış oluyoruz. Bilim; insan zihninin, Allah'ın zihnini okuyabilmek için, bizim ve yaratılan şu dünyanın etrafında olup bitenleri sorgulama yolunda kolektif bir çabadır” dedi.

    Heller, kazandığı 1.6 milyon dolarlık ödülü, bilimsel ve teolojik çalışmalar yapan Cracow'daki Copernicus Merkezinin gelişimi için bağışlayacağını söyledi.

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 13/2/2008 - Kanoute'nin Resulullah sevgisi
  • Kategori: Tefekkur

    Kanoute'nin Resulullah sevgisi



    Anelka’yı islamla tanıştırdı, kumar reklamı olan formayı giymedi, bir camiyi satın aldı yıkılmaktan kurtardı, kurduğu vakıf ile varlığını yoksul Müslümanlara adadı. İşte Kanoute...

     
    Kanoute'nin Resulullah sevgisi 

    Frederic Omar Kanoute Mali asıllı Fransız futbolcu.
    1977 yılında Fransa’nın Lyon kentinde dünyaya gelen Kanoute 20’li yaşların başındayken Müslüman oldu sonra da hayatı tamamen değişti.

    Önce İngiltere’ye transfer olan ardından İspanya’ya giden ünlü futbolcu bir yıldız haline gelirken, örnek yaşantısı ile dikkat çekti.

    ANELKA’YI İSLAMLA TANIŞTIRDI
    Kanoute, İngiltere’de West Ham United forması giydiği dönemde Fransız futbolcu Nicolas Anelka’nın islama yakınlaşmasına vesile oldu.

    Anelka’ya islamı anlatan ve onu Londra’da ünlü müzisyen Yusuf İslam’ın kurduğu İslam Okuluna götüren Kanoute için Anelka röportajlarında “beni islamla tanıştıran arkadaşım” ifadesini kullandı.

    kullanKUMAR REKLAMI OLAN FORMAYI GİYMEDİ
    Kanoute 2006 yılında İngiltere’den İspanya’nın Sevilla takımına transfer oldu. Sevilla’da gösterdiği performansla İspanyol taraftarların gönlüne taht kurdu. Attığı gollerle Sevilla iki yıl üst üste UEFA Kupasını müzesine götürdü.

    Bu dönemde Kanoute İslam inancına aykırı olduğu için Sevilla’nın bir kumar şirketinin reklamının yazılı olduğu formasını giymeme kararı aldı. Krizin büyümesi üzerine kumar şirketi, Kanoute’nin daha sonra kuracağı vakıfa yoksul Müslümanlara ulaştırılmak üzere yüklü miktarda bağış yaptı.

    VAKIF KURDU
    2006 yılında Kanoute dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Mali’de yoksul Müslümanlar için bir vakıf kurdu. Vakıf Mali’de yüzlerce Müslüman fakir çocuğun açlığın pençesinden kurtularak korunduğu ve barındığı çocuk köyünü kurdu. Ünlü futbolcu hala vaktinin büyük bölümünü bu proje için harçıyor.

    kullan

    CAMİYİ YIKILMAKTAN KURTARDI
    Frederic Omar Kanoute son olarak İspanya’nın Sevilla kentindeki bir caminin yıkılmasına engel oldu. Caminin bulunduğu binanın kira kontratının bitmesi üzerine mal sahibi ibadethaneyi yıkma kararı aldı. Bölgede yaşayan Müslümanlar caminin satın alınması için gereken 700 bin doları toplayamayınca devreye Kanoute girdi. Ünlü yıldız kendi cebinden tam 700 bin dolar ödeyerek caminin bulunduğu binayı tapusu ile satın aldı ve bölgedeki Müslümanların hizmetine devretti. Sevillalı Müslümanlar Kanoute için “onun sayesinde Cuma namazlarımızı rahatlıkla kılabiliyoruz” açıklamasını yaptı.

    kullan

    -İslam’ı ne zaman öğrendin? Avrupa’da yaşayan ve sonradan Müslüman olan bir futbolcu olarak Ramazan ayları nasıl geçiyor? 11 Eylül sonrası özellikle Amerika ve Avrupa’da islamofobia adı altında İslam ve Müslümanlık karşıtı bir görüş hakim olmaya başladı. Bu seni nasıl etkiledi? Çevrendeki insanlara ya da arkadaşlarına günlük yaşamından örnek ve tavsiyelerde bulunuyor musun? Müslüman olduktan sonra kendine kimin yaşamını örnek alıyorsun?

    İŞTE KANOUTE'NİN BU SORULARA CEVABI

    TUMSPOR.COM

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    internet bir okyanusdur. Önemli olan gideceğin limanı bilmektir. A.YETİŞİR

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • ÖNCEKİ YAZILARIM
  • BLOGCUDAN
  • e-posta
  • RSS

    Kategoriler

    BLOGCUDAN

  • h2so4
  • yunusum
  • sadakat ...
  • burakcam
  • dingorevlileri
  • mimarsami
  • faruk ertekin
  • fezawww
  • anadoluhaber
  • ihya
  • zerirem
  • kemaliye
  • gurbeteller
  • kemaliyemiz
  • asligonca
  • ehlidost
  • yusuftalha
  • 93busra
  • egin
  • tillsim
  • dinhizmetleri
  • huzunlualem



    VAHYİN DİLİNDEN

    Biz, and olsun ki öğüt almaları için bu Kur'an'da bunları türlü türlü açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır. (İsrâ Suresi - 41)


    ALLAH RASULUNDEN

    "Biri sana dil uzatır ve sende olmayan bir kusurla seni ayıplarsa, sen sakın onu onda olan kusurla dahi ayıplama. Onu, günahı kendisine, sevabı sana ait olduğu halde terket. Kimseye de asla sövme"[Hadis (Müslim).]


    ÖĞRENMEK İSTERMİSİN?


    =>Şu anda, toplumda bulunan huzursuzluk ve sıkıntıların gerçek sebebi nedir?

    YENİ SİTELERİM

    -AHMET YETİSİR
    -KEMALİYE

    HAFTANIN SİTESİ


    -cileweb




    Süper oyunlar









  • Linkler

    -Google
    -"Kur'an-ı Kerim Öğrenelim.
    -Diyanet İşl.Bşk.
    -Kadın ve Aile
    -Sahte Para Sorgulama
    -T.C Kimlik Sorgulama
    -Vergi No Sorgulama
    -Bilinmeyen Numaralar
    -Trenler ve kalkış saatleri
    -Mazlumder
    -Cansuyu
    Deniz Feneri
    -Kimse yokmu
    -Emekli Sandığı Hizmet Dökümü
    -Sigorta Hizmet Dökümü
    -Araba Bilgi Sorgulama
    -Resmi Gazete
    -Tüketici Koruma Derneği
    -Askerlik Yedeklik Yoklaması
    -Yemek Tarifi
    -Günlük Gazeteler
    -VİDEOLAR


    Sayfa: 1 - Toplam: 8
    | Sonraki Sayfa
    Hangi Gazetenin Haberlerine Güveniyorsunuz?
    Zaman
    Türkiye
    Vakit
    Sabah
    Yeni Şafak
    Yeni Asya
    Milli Gazete
    Yeni Mesaj
    Ortadoğu
    Akşam
    Bugün


    Sonuçlar

    Diyanet Meali
    Elmalılı Y. M.
    Yaşar Nuri M.

    Ey iman edenler! Eğer Allah'tan korkarsanız O, size iyi ile kötüyü ayırdedecek bir anlayış verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir. (Enfâl sûresi-29)

    ahmet yetişir ahmet yetişir ahmet yetişir ahmet yetişir ahmet yetişir


    blog layout


    - - - - - - <<<== Bir saniye sonrası garantili olmayan dünya haytına çok çalıyorsun. Ebedi olan ahiret hayatı için ne yapıyorsun?AHİRETİ UNUTMAYAN,DÜNYADANDA NASİBİNİ ALAN KULLARDAN OLMAK DİLEĞİYLE...A.YETİŞİR ==>>> - - - - - -

    blog layout






    | Sonraki Sayfa